Port Klang, Kuala Lumpur, Malezya
- Ömür Kabak
- 19 May 2019
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 20 May 2019
38- PORT KLANG, KUALA LUMPUR, MALEZYA. 020 98’ Kuzey Enlemi, 1010 35’ Doğu Boylamı
3.4.2019 Port Klang limanı. Burası bir sanayi limanı ve liman çevresinde oluşmuş bir kasaba. Görülecek bir şey yok. Hatta liman dışına çıkmak için bile 2 km kadar mesafeyi kat etmek gerekiyor. Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur en iyi ihtimalle bir saatlik mesafede ve kalabalık nüfusu ve yoğun trafiği bulunan büyük bir şehir. Ayrıca burası çok da gelişmemiş bir doğu ülkesi. Akşam 17.30 da gemiye dönmemiz gerekiyor. Bu nedenle dışarıda araç arama yerine en az iki misli pahalı olduğunu bilmemize rağmen gemimizin turunu satın alıp onunla Kuala Lumpur'a hareket ediyoruz.

Gerçekten etrafta düzenli bir otobüs ya da tren seferi göremedik. Yol kenarları fakir ülkelerde görülecek tarzda derme çatma evler ve işyerleri ile doldurulmuş ve çok da temiz bir görüntü yok. Trafik tahmin ettiğimiz gibi yoğun, şehir ise büyük bir metropol. Bir saat kadar sonra asıl merkez göründü. Bir çanak şeklindeki çok büyük bir alan devasa gökdelenlerle doldurulmuş. Belirli bir merkezde kümelenme yok. Yeşil alanlar yok denecek kadar az, her taraf imara açılmış ve binalarla doldurulmuş.
Bir zamanlar dünyanın en yüksek binası olan Petronas İkiz Kuleleri önünde otobüsümüz park etti. Türkiye'de hazırladığım bilgi notlarına ve buradan aldığımız şehir haritasına göre gezeceğimiz yerler şehrin değişik bölgelerinde ve dağınık şekilde. Otobüsten inerken saat 10.30 olmuştu ve rehberimiz dönüş için 14.15 saatini belirledi. Çok az vakit ve gezilecek devasa bir şehirde birçok nokta var. Yoğun ve düzensiz trafik ve karmakarışık yollar da işin çabası.
Önce Petronas Kuleleri tepesine çıkmak istedik ancak önümüzdeki iki saatlik periyotun biletleri tükenmiş ilk çıkış saat 13.00 de. Bu nedenle vazgeçtik. Gezi listemizdeki noktalardan birisi olan modern şehir merkezine hemen önümüzden giden otobüs olduğunu öğrenince ilk olarak oraya gitmeye karar verdik. Ancak umduğumuz bir orijinal manzara ile karşılaşmadık. Burası modern gökdelenler ve alışveriş merkezleri ile dolu. Türkiye dahil dünyanın her büyük şehrindeki klasik bir bölge.
Bu nedenle hemen buradan ayrılmaya karar verdik, hedefte tarihi merkez olan Mardeka Meydanı ve Jamek Mescidi var. Fakat bugün şansız günümüz. Yolu bir türlü bulamadık. Resmi görevliler dahil birçok kişiye sormamıza ve üstüne hem metrodaki görevliye hem de tren içindeki çok kibar davranan gençlere sormamıza rağmen bizi Mardeka Meydanında değil Mardeka Stadyumunda indirdiler. Oradan yarım saatlik bir yürüyüş ile en sonunda Mardeka Meydanına ulaştık. Yol boyunca gördüğümüz sokaklar ve mahallelerde kayda değer bir şey yoktu.
Aslında meydan da bana pek matah bir yer olarak gelmedi. Bizim Taksim Meydanı gibi. Yanında yoğun bir trafik, etrafında birkaç tarihi bina, ortada betondan bir alan, devasa bir bayrak gönderi etrafında tarihi liderlerinin resimleri sıra sıra asılmış. Beton bölümün önünde ise iki futbol büyüklüğünde dümdüz çimlik bir alan. Ağaç yok. Çim alanın etrafı ve yol kenarları bariyerlerle kapatılmış yeni bir alan düzenlemesi yapılıyor. Bu nedenle yürümek ve bir yerden bir yere geçmek bile zor.
Jamek mescidi yakın bir yerde olmalı. Zor bela onu da bulduk. Öğlen namazı vakti. Caminin vaizi, yüksek bir hoparlör sesi ile vaaz ediyor. Burası beyaz mermerden yapılmış tek katlı ve yan yana birkaç binadan oluşmuş bir mescit. Namaz kılınan asıl bina oldukça küçük. Çok sade şekilde bırakılmış. Duvarlarında ve kubbesinde hiçbir süsleme yok. Dışarıdan baktığında da bir süsleme görülmüyor. Sadece çatı kısmı ile birleşen yerlerde duvarların üst kısımları dantel şeklinde girintili çıkıntılı yapılmış. Dış bahçeye girerken kibar tavırlı cami görevlisi ayakkabılarımızı kendi yanında çıkarmamızı, asıl giriş yerinin pek güvenli olmadığını söyledi. Onun verdiği terlikleri giydik, yerler temiz ve mermer ile kaplı. Namaz kılınan kısımlar gelince terlikleri çıkardık.

Öğlen namazı için cemaat toplanmaya başlıyordu. Hoca, tam orta yerdeki kürsüden vaazına devam ediyordu. İç bölümün küçüklüğünden ve kıbleye göre enlemesine yapıldığından kadınlar bölümü erkeklerin arka tarafında değil hemen bitişik yan tarafındaydı ancak ayrı bir bölüm olarak düzenlenmiş ve giriş kapısı ayrıydı. Biraz hocayı dinledik, daha sonra dışarı çıktık. Hacca giden Temel'in oradaki ezan ve namaz dualarını dinledikten sonra dediği gibi; "vaaz, aynı bizimkiler gibiydi."
Çıkış yaptığımız taraftaki bir bölümde, genelde Müslüman olmayan ülkelerin dillerinde yazılmış Kur'an mealleri sıralanmış. İspanyolca, Fransızca, Çince, Taylandca, Japonca, Korece gibi.
Metroya doğru yürüdük. Dönüş saatimiz yaklaştığı için bu kez daha titiz davrandık. Doğru metro hattı ile tekrar Petronas Kuleleri bölgesine döndük. Aslında burası da modern gökdelenler ve alışveriş merkezleri ile dolu. Zaman doldurmak için etrafta aylak aylak dolaştık. Daha sonra otobüs ile gemiye yine bir saatlik bir yolculukla geri döndük. Yol üstünde büyük kubbeli ve süslü bir cami dışında özel bir bina ya da bölge görmedik.
Gemimizin olduğu terminale geldiğimizde kalkışa daha iki saat vardı. Hiç olmazsa burada şansımız yaver gitti. Yerel hediyelik ürünler satan stantlarda bol ve çeşitli ürünler vardı, alışveriş yaptık ve serbest wi-fi olduğu için rahatça internete girdik.
Sonuç olarak, Malezya ziyaretinden hiç memnun kalmadım. Boşa geçmiş bir gün gibi geldi bize. Ancak yine de haksızlık yapmayalım. Hiç olmazsa Malezya'yı ve başkenti Kuala Lumpur'u yaya veya araç içinde birkaç saatliğine de olsa görmüş olduk. Yoğun Singapur iki gününden sonra ve daha da yoğun geçecek Phuket iki gününden önce, burası sakin bir liman gezisi oldu.
Comentários