top of page
Ara

Durmuş Zamanda Akan Deniz İçi Irmakları, Sürpriz Görüntüler Peş Peşe

  • Ömür Kabak
  • 19 May 2019
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 20 May 2019

DURMUŞ ZAMANDA AKAN DENİZ İÇİ IRMAKLARI


Hint okyanusunda batıya doğru yol aldığımız ilk günümüzde, sabah ilk işimiz her zaman yaptığımız gibi 13. kattan denizi seyretmek oldu. İlk kez karşılaştığımız bir deniz manzarası bize günaydın dedi. Deniz o kadar sakin ve yüzeyi o kadar hareketsizdi ki, adeta bir ayna gibi havadaki bulutların aksini denizde seyrettik.



Zaman durmuş gibiydi. Etrafımızda yaprak kıpırdamıyor, sanki sığ ve durgun bir su birikintisi içinde öylece duruyorduk. Huzur veren bir sessizlik, denizdeki ve havadaki sakinliğe eşlik ediyordu. Biraz sonra deniz öyle bir hal aldı ki, bu şekline de ilk kez tanık olduk;

Ayna halindeki düz, parlak ve hareketsiz okyanusun, belirli yerlerinde sanki eğri büğrü ırmaklar akıyormuş gibi yaklaşık 50 metrelik genişlikte ve yüzlerce metre uzunluğundan çok hafif dalgalı ve dalgaların üstü beyaz köpüklü bölgeler oluştu. İlk anda oralarda iri balıklar havaya sıçrıyor ve onlar bu şekilde beyaz köpükler oluşturuyor gibiydi. Çünkü, deniz yüzeyinin belirli kesimleri bu şekilde küçük beyaz köpüklü kıpırtılar halinde kaynarken, o bölgelerin sağı solu çarşaf gibi sakince durmaya devam ediyordu. Bazı yerlerde eğri bürü bu ırmaklar karşılıklı bir yay gibi dış taraflarına doğru büküldüklerinden, iç tarafları ayrı bir göl şeklinde bu beyaz köpüklü çerçeve içinde hapis kalıyordu. Gözümüzün gördüğü tüm alanlarda bu beyaz köpüklü hafif dalgalı bantların uzayıp gittiğini izledik.

Daha sonra tüm deniz, çarşaf halini terk edip hafif dalgalı koyu lacivert bir şekle büründü. Bu durum tüm gün sürdü. Ancak, hafif dalgalı beyaz köpüklü bantlar da tüm gün boyunca kendi varlıklarını korudu. Bunun mutlaka fiziki ve coğrafi bir nedeni vardır, ben sadece gözlemlerime dayalı bir tahmin yapacak olsam bu bantların genel deniz ortamından daha değişik ısıya sahip birer akıntı bölgeleri olduğunu söyleyebilirim. Deniz içindeki akıntılar, birer ırmak gibi gün yüzüne çıkıyor gibi geldi bana.


SÜRPRİZ GÖRÜNTÜLER PEŞ PEŞE


Sri Lanka'ya doğru giden yolculuğumuzun 2. günü de pırıl pırıl bir okyanus içinde başladı. Deniz dünkü gibi ayna şeklinde olmasa da koyu lacivert rengini değiştirecek hiçbir dalga veya beyaz köpük taşımıyor. Hava parçalı bulutlu. Çok hafif bir rüzgâr esiyor. Sıcaklık 30 derece civarında.

Hint Okyanusu ortasındayız etrafta hiçbir ada veya kara parçası olmamasına rağmen birdenbire yanı başımızda en fazla 5 metre boyunda ahşap bir tekne belirdi. İlk anda Robinson Crusoe ıssız adasından bir tekne yaparak kurtulmuş ve okyanus ortasında tek başına sürüklenirken rast geldiği bizim gemimiz tarafından kurtulmayı bekliyor gibiydi. Tekne içindeki birkaç adam ellerini havaya kaldırmışlar gemiye doğru sesleniyorlar. Ben, “merak etmeyin kurtarıcınız geldi" demeye hazırlanırken bunların yerel balıkçılar olduğu, ellerinde kocaman balıkları neşe içinde bize gösterdiklerini anladık. Dış yüzeyi yöresel renkli motiflerle süslenmiş balıkçı teknesinden balık alamadık ancak karşılıklı olarak el sallayarak selamlaştık ve onları arkamızda bırakarak yolumuza devam ettik.

Havadaki bulutlar beyaz renkli ve parçalı şekilde. Parçalı bulutların güneşi kapattıkları anlarda denizdeki ışık yansıması daha hoş bir görüntü oluşturuyor. Çıplak güneş ışığı denizi pırıltılı ve gözü kamaştıracak kadar parlak yapmasına karşın bu şekilde bulutları delerek gelen güneş ışığı tatlı ve yumuşak bir parlaklık ve yakamoz oluşturuyor, oluşan pırıltılar deniz yüzeyinde iç içe geçip mavi gri lacivert oval şekiller çizerek parıldıyor. Ayrıca bazen geminin kenarına paralel olarak bizi takip eden uzunlamasına ışık huzmeleri lacivert sularda uzun ve kalın mızraklar şeklinde mavi izler yaratıyor ve bu mavilikler içinde ayrıca beyaz ışık çizgileri fark ediliyor.



İlerimizde gri renkli bir yağmur bulutu kümesi belirdi. Onun altındaki deniz gri renkli ve etrafına göre kıpırtılı bir şekilde. On dakika kadar sonra bu yağmur bulutunun altına girdik ve yağmur başladı. Önümüz ve arkamız mavi gökyüzü ancak tam üstümüzden orta karar yoğunlukta yağmur yağıyor. Yağmur damlacıkları çok mu hafif ya da içlerinde hava bulunan su balonları mı bilmiyorum ama doğrudan denize düşmüyor, 13.kattan yaptığımız gözlem sırasında adeta kar taneleri gibi önümüzde dans ederek uçuyorlar. Yağmur bulutunu 5 dakika içinde geçtik ve tekrar mavi gökyüzü altındayız.

Rahat şekilde gördüğümüz bir uzaklıkta 4 tane yunus bata çıka sağ yanımızdan geçip gittiler. Geminin en arka güvertesinden elimizde çay bardakları uçsuz bucaksız bu sakin okyanusu seyretmeye devam ettik, içimizde tatlı bir huzur ve yüzümüze akseden tebessüm ile.

 
 
 

Comentarios


Yazı: Blog2_Post
  • Twitter
  • Facebook
  • Instagram

©2019 by Omur Kabak

bottom of page