Dikkat Korsan Çıkabilir, Hayvanlar Alemi, Paskalya, Eden'den Sonrası Kızıldeniz, Türkiye Esintisi
- Ömür Kabak
- 19 May 2019
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 21 May 2019
DİKKAT! KORSAN ÇIKABİLİR
Umman'dan ayrıldıktan sonra aralıksız beş gün denizde seyredeceğiz. Gideceğimiz bölge dünyanın en tehlikeli suları. Arap yarımadasının güneyinde doğudan batıya doğru seyredeceğiz. Sağımızda halen iç savaş süren Yemen, solumuzda bir kargaşa ve terör ortamında perişan olmuş Somali olacak. Buraları, deniz korsanlarının cirit attığı, gemileri ele geçirip insanları soydukları yerler.
Bu nedenle, gemimiz, özel bir güvenlik şirketi ile anlaşmış. Paralı asker görünümlü güvenlikçiler açık güvertelerde denizi gözlüyorlar. Kaptan, tehlike anında üç ayrı alarm verileceğini hem yazılı hem de sözlü anonslarla anlattı. Sarı alarm, sadece gemi çalışanlarına yönelik olacak ve onlar belirli işleri yapacaklar. Mavi alarmda, biz yolcular açık alanları terk edip kapalı bölümlere geçeceğiz. Kırmızı alarmda ise yetkililerin söylediği şekilde hareket edeceğiz. Bakalım, deniz korsanları bize bulaşacaklar mı?
HAYVANLAR ALEMİ
Denizdeki ilk günümüzde sabah ve öğlen saatlerine olmak üzere iki ayrı kez yunus ve balina şovu ile karşılaştık;
Sabah, Gülsüm’le ikimiz suffleboard oyununu 14. kattaki açık güvertede oynarken birden denizde bir kıpırtının olduğunu fark ettim, Gülsüme söyleyince oyunu bırakıp denizi gözlemeye başladık ve gerçekten aynı anda üçerli beşerli yunuslar gemin etrafında belirdi. Bazısı sakin şekilde bata çıka yüzerken üç dört tanesi geminin hemen bitişiğinde ve suyun hemen altında bize paralel yada diklemesine gidip gelerek yüzmeye başladı. Dalgasız temiz suyun içinde net şekilde yüzüşlerini hayranlıkla izledik. Bazıları yine su içinde ters dönerek ilerlerken, beyaz renkli göğüs ve karın bölgeleri üzerlerindeki suyun türkuaz renkli görünmesine neden oluyordu. Bu şekilde lacivert renkli suyun hemen altında türkuaz renkli bir gölgenin dans edercesine yer değiştirmesine baktık.
Öğlen yemeğini 13.kattaki geminin en arkasındaki açık bölümde yerken hemen arkamızda bıraktığımız denizin ortasında beyaz köpüklü kocaman bir havuzun oluştuğunu gördüm. Ne olduğunu anlamak için dikkatlice bakarken bu kez aynı görüntünün on metre kadar yanında tekrar oluştuğunu gördüm. Aynı anda birçok yolcu bu havuzları gördüğü için hayret nidaları ile denize bakmaya başlamıştı. Takiben peş peşe bu büyükçe havuzlar etrafta oluştu, bazen köpükler daha da artıyor ve sular, bu havuz etrafında dönerek dalgalanıyordu, en sonunda birinin içinde balinalara has su fıskiyesi çıktı. Zaten köpüklü havuzların büyüklüğü bir yunus için çok fazlaydı. Bunun balina olduğuna karar verdik. Ancak, ne yazı ki, balinanın kendisi hiç dışarı çıkmadı. Havuzlar devam ederek arkamızda uzaklaştı ve sonra da kayboldu.
Birkaç saat sonra ise, bizim için şansızlık oldu çünkü geminin diğer tarafında olduğumuzdan göremedik ancak gören arkadaşların anlattığına göre kocaman bir balina geminin yan tarafında uzun fıskiyesi ile önce işaret vermiş sonrada tüm gövdesi ile su üstüne çıkarak tekrar denize dalmış. Akşam üstü ise bir Alman arkadaş bu balinanın çok güzel fotoğraflarını çekmiş ve bu fotoları benim cep telefonuma gönderdi. Balina, tüm gövdesi ile defalarca su üstüne çıkıp, etrafa sular saçarak tekrar tekrar dibe dalmış. Görenler, alkış kıyamet zevkle izlemişler bu balina şovunu.

Bir saat kadar sonra ise aynı yerde bu kez havadan gelen değişik bir misafiri gözledik. Tüm deniz yolculuğu süresinde değişik deniz kuşları etrafımızda dolandı ancak bu kez deniz kuşundan ziyade kanat, boyun ve vücut yapısından ve kanat çırpışından denize ait olmadığı anlaşılan kocaman bir kuş neredeyse hemen yanımıza konacaktı ancak son anda korkarak ve can havli ile kanat çırparak güverteden uzaklaştı. Asıl ilginci ise kuşun rengarenk kanat ve gövdesi idi. Özellikle sırt bölgesi mor mavi büyük bir leke ile kaplıydı. Göğüs kısmı da ayrı bir renkteydi. Başı ve kuyrukları da değişik renklerdeydi. Sanki, insan eliyle özel olarak boyanmış gibiydi. Bir müddet arakamızda uçarak bizi takip etti, sonra uzaklaştı ve kayboldu. Kanat çırpışı acemice ve telaş içindeydi. Deniz kuşları gibi hava akımları ile süzülmüyor tam tersi devamlı kanat çırparak inişli çıkışlı bir güzergahta hedefsiz bir şekilde uçuyordu.
PASKALYA
Denizdeki 2. Günümüz Paskalya gününe denk geldi. Herkesin dilinde "happy easter" sözü. Beş tane Paskalya yumurtasını dev büyüklükte ve çikolatadan yaparak açık büfedeki ayrı bir bölüde sergilediler. Akşam yemeğinde böyle özel günlerde yapıldığı üzere tüm kaptan, subaylar, animatörler ve diğer görevliler müzik eşliğinde masalar arasında dans ederek gezdiler ve biz yolcuları da aralarına katılmamız için davet ettiler.

EDEN'DEN SONRASI KIZILDENİZ
Denizdeki 3. günümüzde Eden körfezine ulaştık. Bu aynı zamanda en tehlikeli bölgedeyiz anlamına geliyor. Öğlen saatlerinde dar bir boğazdan geçerek Kızıldeniz'e girdik. Bir tarafımız Arabistan yarımadası ve Yemen toprakları diğer tarafımız Somali. Her iki tarafın kıraç dağlarını seyrederken buralarda savaş ve kaos içinde yaşam mücadelesi veren insanlar için birçok duyguyu bir arada hissettim; Üzüntü, yardım, kızgınlık, akılsızlık, şans, ahlak, tembellik, devlet, göç, korku, iradesizlik…
Kızıldeniz'deki her iki günümüz sert rüzgarlar ve dalgalı deniz ile geçti. Akşamları, rüzgârın şiddetinden dışarıda oturma imkânı kalmadı. Gündüzleri masa tenisi ağırlıklı olmak üzere birçok koşuşturma ile geçti. O kadar ki, çok az kitap okuma zamanı bulabildim. Masa tenisinde ise peş peşe teklerde 3. ve çiftlerde ilk şampiyonluklarımı kazandım. Çiftlerdeki ortağım, çok gırgır bir İtalyan asıllı Lüksemburgluydu. Raketi Çinliler stilinde tutuyor ama onlar gibi iyi oynayamıyor. Tekler turnuvalarında ilk turda eleniyordu. Beninle daha önce teke tek oynadığında çok büyük farkla yenilmişti. Ancak, iyi bir ikili olduk ve başarılı maçlar yaparak zafere ulaştık. Ortağım Emilyano, çok sevindi. Kazandığımız tişörtü tüm arkadaşlarına sevinçle gösterirken bir yandan da ortağı olarak beni işaret ediyor ve "çok iyi oyuncu" diyordu.
TÜRKİYE ESİNTİSİ

23 Nisan günü biz Türkler için önemli olduğundan bugün çok güzel giyindik. Kıyafetlerimiz kırmızı beyaz. Bugün değil ama tesadüf mü bilmiyorum 24 Nisan günü akşam menüsü Türk yemeklerinden oluşturuldu. Açık Büfe bölümünün üstünü Türk Bayrakları ile süsleyip, Türk Bayrağı şeklinde büyük bir yaş pasta yapmışlar. Masalardaki bez peçeteler, cami minaresi gibi katlanmış ve ince uzun bardaklara yerleştirilmişti. Menü listelerinin içine konulduğu kapakların üzerine büyükçe Turkey yazmışlar ve bir cami motifi koymuşlar. Kapak renginin sarı yapılmasını eleştirerek, kırmızı beyaz veya türkuaz olmasını ve mutlaka bir ay yıldız konulması gerektiğini konuştuk.
Yemeklerin adı Türkçe yazılmıştı ama Türk yemeklerine pek benzemiyordu. Örneğin ıspanaklı börek diye, birkaç kat ince yufka üzerine bir topak ıspanağı koymuşlar, onun üzerine ise daha ince tek kat bir yufka örtmüşler öyle fırına vermişler. Sanki, ıspanaktan hamile kalmış yufka gibiydi. Menüdeki yemekler şu isimlerle Türkçe olarak yazılmıştı: Balık köftesi, bulgur, ıspanaklı börek, kırmızı mercimek çorbası, Türk salatası, türlü, baklava ve lokma. Bunun yanında İngilizce yazılmış olarak balık, tavuk döner ve birkaç çeşit değişik et yemeği vardı.
Comments